Açıklama...

07.02.2012 - Yorum Yaz

  blogcu.com'un yeni uygulamış olduğu -MECBURİ- tasarım uygulamasından dolayı ve bu tasarımı kullanmak istemediğimden, yeni konu paylaşımlarımı sadece www.ebediseyyah.blogspot.com adresinden yapacağım. Ziyaret edenlere duyurulur.

Devamı »

Yoğun İş Hayatının Gizli Hastalığı: INSOMNIA...

05.02.2012 - Yorum Yaz

    İnsomnia, yeterli sürede ve dinlendirici uyku uyuyamama hastalığıdır. Hastalığın varlığı süresince uyku saatlerinde düzensizlik, ani gece uyanmaları, uyandıktan sonra tekrar uykuya dalmada güçlük ve sabah çok erken saatlerde uyanma gibi belirtiler gözlemlenir. Düzenli uyku saatinin varlığı ve uzun süreli uyumalar, ertesi güne dinlemiş ve çalışmaya hazır hale gelerek uyanacağımız anlamına gelmez. Uyku ve uyuma problemleri üzerine yapılan çalışmalarda, yetişkin bir bireyin, her gece 7-8 saat uyuması gerektiği söylenir. Ancak bireyden bireye farklılık gösteren dinlenme süreci kişinin uyku uyuma süresini değiştirebilir. Araştırmacılar yetişkin bireylerin %30 ila %40'lık bir bölümünün her sene insomnia problemi ile başa çıkmaya çalıştığını belirtmektedir. AKUT İNSOMNİA İnsomnia'nın kısa süreli olarak görülmesi anlamına gelir. Akut insomnia genelde stresli bir günün ardından ya da ruhsal gerilimin yüksek olduğu günlerde kendini gösterir. Vücut saatimiz böylesine zor günlerde dinlenme vaktimizin geldiğini göstermekte zorlanır. Genelde 1 ila 2 gün arası süren bu düzensizlik, kendimizi daha iyi hissettiğimiz ana kadar devam eder. 4 haftayı bulabilen akut insomnia bulguları vardır. KRONİK İNSOMNİA 1 ay veya daha fazla süren uyku düzensizliğine kronik insomnia denir. Yetişkinlerin %10-15'lik gibi büyük bir bölümü kronik insomnia'dan şikayetçidir. Akut insomnia'ya nazaran kronik insomnia, doktor yardımı gerektirir. Bu tarz bir rahatsızlığın ana sebebi genellikle büyük çapta bir depresyonun varlığıdır. Yeterli sürede ve derin uyumak bireyin sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürebilmesi için oldukça önemlidir. Tıbbi ...

Devamı »

İstemem Eksik Olsun... [Cyrano de Bergerac/Edmond Rostand]

05.02.2012 - Yorum Yaz

  Güzel şiir güzel sesle buluşunca böyle oluyor...   Ya ne yapmak lâzımmış? Sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi, Bir ağaç gövdesini tıpkı sarmaşık gibi, Yerden etekleyerek velinimet sanmak mı? Kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı? İstemem eksik olsun! Herkes gibi, koşarak Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak? Yoksa nâzırın yüzü gülecek diye bir an Karşısında takla mı atmak lâzım her zaman? İstemem eksik olsun! Ricaya mı gitmeli? Kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim? Yahut eğilmekten mi ağrısın ötem berim? İstemem eksik olsun! Tazıya tut, tavşana Kaç mı demeli? Belki kaz gelir diye bana Tavuk mu göndermeli? Yoksa bir fino gibi Susta durmak mıdır ki, acep en münasibi? İstemem eksik olsun! Bir kibar salonunda Kucak kucak dolaşıp boy atmak ve sonunda, Marifet şi’re koyup kameri, yıldızları, Aşka getirmek midir, evde kalmış kızları? İstemem eksik olsun! Yahut şan olsun diye, Meşhur bir kitapçıya giderek, veresiye Şiir mecmuası mı bastırmalı? İstemem Eksik olsun! Acaba bulup bir alay sersem Meyhane köşesinde dâhi olmak mı hüner? İstemem eksik olsun! Bir tek şiirle yer yer Dolaşıp da herkesten alkış mı dilenmeli? İstemem eksik olsun! Yoksa bir sürü keli Sırma saçlı diyerek göğe mi çıkarmalı? Yoksa ödüm mü kopsun bir Allah'ın aptalı Gazeteye bir tenkid yazacak diye her gün? Yahut sayıklamak mı lâzım: “Adım görünsün Aman!” diye şu meşhur "Mercure Ceridesi"nde İstemem eksik olsun! Ve tâ son nefesinde Bile çekinmek, korkmak, benzi sararmak, bitmek; Şiir yazacak yerde ziyaretlere gitmek, Karşısında zoraki sırıtmak her abusun. Eksik olsun istemem, istemem eksik olsun! ...

Devamı »

'Eski Bir Türk Öyküsü'... [Çetin Altan]

04.02.2012 - Yorum Yaz

  Uzun ama güzel fıkra misali bir öykü...     Bir varmış bir yokmuş; evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, var varanın, sür sürenin, çok baykuşu var viranenin; hali yaman dediler, destursuz bağa girenin; o da yalan, bu da yalan, fili yuttu bir yılan, var biraz da sen oyalan; az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim, bir de arkama baktım ki bir arpa boyu yer gitmişim. Armudu taşlayalım, altında kışlayalım... Artık izin verirseniz, öyküye başlayalım. *** İki atla bir anahtar deliğinden geçtiğim zamanlarda, görkemli bir padişah ile bir de onun tun kafa bir sadrazamı varmış. Çok soğuk bir kış günü, fakir fukara yakacaksızlıktan titrer, zenginlerin dahi mazotsuzluktan dişleri birbirine takır takır vururken; padişah, tun kafa sadrazamına: - Lala, demiş, kalk giysilerimizi değiştirip, halkın arasına inelim. Bu soğuk kış kıyamette ulusumun durumu nicedir, bir görelim. *** Böylece padişahla sadrazam, değişik giysiler giyerek sarayın arka kapısından usulca dışarı çıkmışlar. Kenti baştan başa geçmişler. Arada bir sadrazam, kapıları ışık içindeki lokantalardan birini göstererek: - Ulu padişahım, çok yoruldunuz, isterseniz şuraya girip kafayı bir güzel çekelim, dedikçe; padişah: - Yok, diyormuş; kafayı değil, gerçekleri gördükçe acıdan içimizi çekeceğimiz yerlere gitmek istiyorum. Beni sarayda oyalayıp duruyorsunuz. Onlar bana gelemiyor; ben de onlara gidemezsem, tutamaksız kalmış insanların dünyasıyla ilgilenmezsem, benim ululuğum nerede kalır? Sadrazam içinden: - Çattık, diyormuş; bizim padişah halkla ilgilenmeye kalkar da, onların yaşamlarını, hünerlerini, dertlerini, sıkıntılarını yakından görürse;...

Devamı »

'O Sözler'... [Attila İlhan]

04.02.2012 - Yorum Yaz

  O sözler ki acıdır  Mapusane avlularında  Demirli kırbaçlar gibi şaklar  O sözler ki sırasında  Çiçek açmış bir nar ağacıdır  Dağ ufkuna vuran deniz aydınlığı  Sırasında gizemli bıçaklar  O sözler ki İmgelem sonsuzluğunun  Ateşten gülüdürler Kelebek çarpıntılarıyla doğarlar ölürler  O sözler ki kalbimizin üstünde Dolu bir tabanca gibi Ölüp ölesiye taşırız  O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan Uğrunda asılırız 

Devamı »

'Esas Mücadelem Şimdi Başlıyor'...

04.02.2012 - Yorum Yaz
'Esas Mücadelem Şimdi Başlıyor'... |  görsel 1

    "Bana teslim edilen her görevi layıkıyla yasal sınırlar içerisinde yerine getirmek üzere özveriyle canla başla yapmaya çalıştım. Bu anlamda vicdanım rahat, alnım açık, başım dik. Asıl mücadelem bundan sonra başlıyor"

Devamı »

'Testiye Bakma, İçindeki Suya Bak'... [Mevlana]

01.02.2012 - Yorum Yaz

  • Ne vakte kadar testinin şekli, biçimi ile üstündeki nakışlarla oyalanıp duracaksın? Testini şeklini, nakşını bırak da içindeki suyu ara.Yani, insanların güzelliklerine, dış görünüşlerine bakma da ahlâklarına, huylarına, tabiatlarına bak. • Ey gördüğü güzele takılıp kalan kişi!Onun sûretini görüyor, mânâsından, yâni, ahlâkının güzel mi, çirkin mi olduğundan gâfil bulunuyorsun. Eğer akıllı bir adam isen sedefteki inciyi bul . • Dünyadaki kalp sedefleri, yâni, bedenlerimizin hepsi de can denizinin feyzi ile diridir. • Ama her sedefte inci yoktur.Gözünü aç da her birinin gönlüne, içine bak. • Onda ne olduğunu, bunda ne olduğunu ayırt et.Çünkü, o değersiz biçilmez inci, pek az bulunur. • Şekle bakarsan dağ, bir la’le göre yüzlerce defa büyüktür. • Görünüşte elin,ayağın, saçın, sakalın gözüne göre yüzlerce defa büyüktür. • Fakat, gözünün bütün uzuvlardan daha kıymetli olduğunu sen de bilirsin. • Gönlüne gelen tek bir düşünce yüzünden de ,yüzlerce cihan bir anda baş aşağı devrilir gider. • Pâdişahın bedeni de ,görünüşte diğer insanların bedeni gibidir.Fakat yüzlerce asker ,onun arkasından koşar.Onun izinden yürür. • Sonra ,o pâdişahın şekli ,görünüşü de ,bir gizli düşünce tarafından sevk ve idare edilir. • Şu sonsuz ,sayısız halka dikkatle bak ,hepsi de bir düşünceye dalmış ,yeryüzünde sel gibi akıp gitmede . • O düşünce ,halk nazarında önemsiz küçük bir şeydir.Fa...

Devamı »

Ey Aşk!..

31.01.2012 - Yorum Yaz

  Ey Aşk!.. Kurban Olduğum, Canım, Cananım, Nefesim,  Geçmişim, Geleceğim,  Ömrüm, Sonsuzluğum, Sebebim,  Beklediğim, Umudum, Herşeyim, Ey Aşk!.. Teslim etme hayatın düşüncelerine kendini... Teslim etme Yüreğine tutunmuş, tutmuş elleri hain ellere... Teslim etme kirlenmemiş, sadık bir Yüreği hayata... Bir ben var bende... Bir bilsen ne halde... Bir duyabilsen sessizliğini,  Bir anlayabilsen anlatamadıklarını, Bir bilsen 'CAN'ı 'CANAN'ı olduğunu, Bilsen ve sonsuzca Hissedip silkinsen!.. Bir ben var bende... Aşk için; aptal olmuş, abdal olmuş, sus pus olmuş, virane, divane... Ey Aşk!.. Beni hayatın hiçbirşeyi değil, Senin içinde gizlenen hayat yok eder...    btr ...

Devamı »

Gündüzüm Seninle... [Yeliz]

29.01.2012 - Yorum Yaz

  Gündüzüm seninle Gündüzüm seninle gecem seninle Beyhude geçti bu ömrüm derdinle Askimi bir sir gibi Senelerdir sakladim Geceleri rüyamda Hep seni sayikladim Sevgilim saçlarin zannetme solmaz Dünyada sevenler bahtiyar olmaz    

Devamı »

'Cânan Yurdu'... [Mehmet Akif Ersoy]

29.01.2012 - Yorum Yaz

    Eyvâh ıssız diyâr-ı dilber... Her hatvesi bir mezâr-ı muğber!   Uçmuş da bakındığım terâne, Kalmış sessiz bir âşiyâne.   Yer yer medfun durur emeller... Gûyâ ki kıyâm-ı haşri bekler!   Yâ Rab! Niye böyle bir yığın hâk Olmuş yatıyor o buk'a-i pâk   Yâ Rab, ne için o lem'a nâbûd? Yâ Rab, ne için bu sâye memdûd?   Yâ Rab, ne demek harîm-i cânan, Üstünde bu perde perde hicran?   Lâkin görünen kimin hayâli? Cânan gibi tıpkı yâl ü bâli...   Keysû-yi siyâh-ı târumârı, Altında cebîn-i lem'a-dârı,   Zulmetler içinde subh-i mahmûr; Yâ gözbebeğinde nazra-i nûr;   Yâ ebr-i bahâr içinde cevvâl Bârân şeklinde dürr-i seyyâl;   Yâ sînede her zaman coşan yâd, Yâ kayd-ı bedende rûh-i âzâd.   Ey tayf-ı nigeh-fırîbi yârin Olmaz mı bir ân için karârın?   Heyhât, serâb-ı şavka döndün... Karşımda parıldamanla söndün!   Kimden sorayım ki nerde dilber? Makber gibi samt içinde her yer.   Cânan! Cânan!.. dedim, arandım... Bir aks-i nidâ dedikçe, yandım!.   Yâ Rab, neye hem sağır, hem ebkem, Dağlar, dereler, bütün şu âlem?   Ey sevdiğimin sevimli yurdu, Hâlin, bana şimdi pek dokundu!   Aç sîneni; yâd-ı nükhetinden Bir şemmeye kâilim bugün ben.   ...

Devamı »